3 nisan 2013 real madrid galatasaray maci

bu adamları daha önce iki kere yendik. biri 3-2, diğeri uzatma golüyle 2-1
adamlar da bizi iki kere yendi. ikisi de 3-0.
yani biz yendiğimiz zaman itekleye itekleye, ucu ucuna yeniyoruz. onlar yendiği zamansa çıkıyorlar, atıyorlar, yeniyorlar.

hani bi laf var ya, büyük takımlar aldıkları kupaları, küçük takımları yendikleri büyük takımları konuşurlar diye.. öyle bir şey bizimki.
ya tabi kendi liginde açık ara en çok kupa kazanan, bunun yanına 2 avrupa kupası ekleyen, prestijli özel turnuvalardan davetler alan bir takıma elbetteki küçük diyemeyiz ama o uefa kupasını alırken bile (bile diyorum, çünkü şiir gibi top oynuyorduk) bologna dahil hiçbir turda favori değildik avrupalının gözünde.
olmayacağız da. bu maçı bir şekilde 1-0 kazansaydık, haftaya bahis şirketleri real madrid handikapına 1,5'den fazla oran vermeyeceklerdi. haftaya da 1-0 yenip üst tura çıksak, sıradaki favori yeni rakibimiz olacaktı.

çünkü adamlar kadrosuyla, bütçesiyle, mazisiyle, yönetimiyle, tesisleriyle, destekçileriyle bizden 2-3 gömlek (bazı mağazalarda 4) üstün.
bugünden sonra tüm çalışmalar kusursuz bir profesyonellikle devam etse, üzerine elimizdeki en büyük övünç kaynağı olan amatör ruhumuzu da kaybetmeden eklesek, belki bi 10-12 sene sonra bu tip maçlara favori olarak çıkma şansımız olur. çünkü ancak o zaman ya kendi sneijder'ımızı kendimiz yetiştiririz, ya da 5 sneijder 5 drogba alacak ve onları bir arada tutacak güçte oluruz. tabi o zamana kadar yeni bir muslera da lazım olacak. tabi bu 10-12 senelik öngörünün içinde vurgulayarak söylüyorum 'kusursuz profesyonellik' şartı var. sıfır hata. manu falan halt yemiş.. o derece. oha levelinde yani.

neyse işte.
dünkü sonuç çok normal. el classico'da bile zaman zaman birbirlerine 3-5 gol atıyorlar bu takımlar.
belki araya bir gol sıkıştırabilirdik drogba'yla, burak'ın penaltı pozisyonuyla.. olmadı.
rövanşı 4-0 kazanma şanşımız 1/4,5 milyon. buradaki 4,5 milyon dünya üzerinde bugüne dek oynanmış toplam resmi maç sayısı (yaklaşık olarak böyle bir şey yapar herhalde).
umarım 1-0 bile olsa kazanırız da, real madrid'e karşı resmi maçlarda 3-2 öne geçeriz. ne diyeyim ki.

gece yarisi gelen acikma hissi

bu his daha çok gençlere-bekarlara özgü bir şey.

iş güç yok.. varsa da kasımpaşa'da. sikimden aşşaa kasımpaşa'da.
yat saati yok, kalk saati yok. beslenme düzeni yok. kontrol hiç yok. tek dert oraya mı gitsem, bunu mu yesem, şunu mu siksem, ötekini mi giysem.

e acıkırsın tabi. gece uykun gelecek kadar yormadıysan kafayı, yemeğe vurursun.

eski sevgiliyle ayni yerde calismak

olan olmuş, biten bitmiş. anlamsız triplere girip germenin de anlamı yok.
geçilmiş levelleri fırsata çevirip fuckbuddycilik oynayın işte.

demir para

var galiba gerçekten böyle bir para.

denizci akrabalar gittikleri her yerden bozuk para getirirlerdi. bende oynardım öyle mal mal çocukken.
aralarından sadece bir tanesini mıknatıs çekiyordu. artık demir miydi, nikel miydi bilemem ama mıknatısın çektiği tek paraydı gördüğüm.

komsunun ic camasirlarinin surekli balkona dusmesi

içinde komşu varken mi düşüyor, yokken mi.. bu önemli.
yokken düşüyorsa ya rüzgar vardır, ya da ağır tahrik.
varken düşüyorsa, ibne hırsız olabilir. ayık olmak lazım.

pazartesi fobisi

kayserili bi esnafa sordum, 'siz yanlış biliyonuz' dedi.
<bkz: pazartesi hobisi>

bugun gunlerden galatasaray

galatasaray maçlarının olduğu gün söyleniyor. ultraaslan'ın icadı mı, sözlük geyiği mi bilmiyorum ama kulağa hoş geliyor.

edit: pardon beyler, bugün perşembeymiş. özür dilerim.

pazartesi fobisi

bak şimdi, adı bile pazartesi. pazar ertesi lan. oha. salı gibi, cuma gibi kendine ait bir adı yok. pazardan sonraki gün. o güzel günden sonra gelen lanet. öcü.
nasıl korkmasın ki insan?

yatagin soguk tarafi

bardağın yarısı boş mu, dolu mu? mevzu bu aslında. en iyisi yine tek kişilik yatak tabi.
böylelikle bir sorunu daha çözdük ne güzel.

ettigi kufurlerin nereye gittigini bilmeyen insan

kafası rahattır mis gibi. horoz tavuk misali, gerisine karışmaz. ama yine de az akıllı olsun, sikeller!

olene kadar basini acmayan kadin

bana bir zararı yok. bir faydası hiç yok. bana faydası olmayan kilisenin papazına da laf diyecek değilim. yani bana bi giren çıkan da yok.

spor toto super final

eskiden tsyd kupası vardı ne güzel. sezon başı hallediyorduk derbi işlerini dertsiz tasasız. böylesi çok geriyor insanı.

helen

en çok beni seviyor.

francois omam biyik

arjantin'e attığı gol budur; http://www.youtube.com/...age&v=ldss7ıdqhq0#t=45s

yükselişine diyecek laf yok ama o an kalede ben olsam maç hala 0-0'dı.
ha, garibin fukaranın dostu olarak sevinmiştik o gole tabi.

francois omam biyik

italya 90'da arjantin'e attığı kafa golünü yiyebilecek günümüz kalecisi nadir bulunur.

ayakta isemeyen erkekte gizli escinsellik vardir

<bkz: bevletmek tehlikeli ve yasaktir>

galatasaray in 2000. golu

hakan ünsal atmıştı. 4-0 kazanılan zeytinburnu maçının son golüydü yanlış hatırlamıyorsam. ceza sahası içinde sol çaprazdan atılmış güzel bi goldü.

az daha knup atıyordu o golü de. maç 3-0'ken, sıradaki gol 2000. gol olacakken adrian knup'un bi topu direkten dönmüştü. ne sevinmiştik çoluk cocuk bütün mahalle.

brokoli seven cocuk

hayatında hiç brokoli yememiştir. platonik bir sevgi bununki.

para onemli degil de icinde kartlar falan vardi

cüzdanını kaybeden yalancıların sakızı.
telefonlarını kaybedince de "yaa telefon önemli değil abi, içinde bi ton numara vardı ona yanıyom ben" derler. hele ki rehber yedeklemenin sms göndermekten daha kolay olduğu şu zamanda.

pis yalancılar. para her zaman önemliydi aslında. biliyorum.

444 lu numaralardan aranmak

sikicem artık kartınızı da taksidinizi de. nasıl bir fobi oluşturdunuz ki, telefona cevap veremiyorum lan.

telefon çalıyor, ekranda 444'ü görür görmez google'a soruyorum numarayı. yok finanstı, yapıkrediydi, asyaydı, akbanktı, bilmem neydi.. teb ne lan? reklamlarında şu avrupa yakasındaki kılkuyruk oynamasa öyle bi banka olduğunu bile bilmiyorum. benim numaramı nerden buluyonuz, kim tavsiye ediyo size anlamadım ki.

bi de hepsinin sattığı şey aynı bok. belki bazısı biraz daha lacivert, o kadar. garibim kızlar da uzun uzun anlatıyor özelliklerini bi numarası varmış gibi. akaryakıt'a indirim yapmayan kart mı kaldı zilli seni.

açmayın.
444'lü numaralardan arandığınızda açmayın.
444 0 900 finansbank. tam bir hafta aradı, sonra vazgeçti. artık aramıyorlar beni. önemli bir şey olsa (borç, hesap hatası vs.) normal hattan ararlar zaten, rahat olun.
bugün ben açmıyorum, yarın sen, öbür o derken bir gün artık kimse açmayacak o telefonları ve onlar da aramaktan vazgeçecekler.
ya da daha kestirmesi, "x beyle mi görüşüyorum" dediklerinde "hayır, o artık italya'da yaşıyor. telefonu da bugün yarın kapatıyoruz inşallah" deyin, silsinler sizi.